Kaşif

Members
  • Публикации

    232
  • Зарегистрирован

  • Посещение

  • Days Won

    5

Все публикации пользователя Kaşif

  1. Yoruldum patron … Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun? Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma...Yeşil yol filminden
  2. Tut Yüreğimden Ustam Ustam!Aklım firarda.Gözbebeklerimde müebbet hüzün,Dilimde Ay kesiği bir yara,Düşüm kırık dökük,Umudumun boynu bükük,Bir öksüzün omuzlarında sükut.Yüreğim sana emanet sıkı tut.Tut ki; kancık pusulara düşmesin.Bir hain kurşunu gelip deşmesin.Ustam!Ne zaman o senin bildiğin zaman,Ne sevda gördüğün masallardaki.Eskiden,Halı tezgahında dokunurdu aşklar,Nakış nakış, körpe kız ellerinde.Mendillere yazılırdı isimler,Yüreklere kazılırdı gizlice.Sevdalılar asil ve de yürekliSevdalar, kavgalar iki kişilik.Oysa şimdi;Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.Meşru sevdalardan,Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,Günahkar gecelerden.Beni herkes sevdaya asi sanır,Oysa aşk, beni nerde görse tanır,Hasret tanır,Zulüm tanır,Ölüm tanır,Yüzüm yüzümden utanır.Yorgunum ustam;Ne katıksız somun isterim senden,Ne bir tas su,Ne taş yastıkta bir gece uykusu.Var gücünle asıl sükunetime,Çığlığım kopsun,Uzat ellerini güneşe dokun,Uyandır uykusundan,Tut yüreğimden ustam tut,Tut beni, sür güne...Serkan Uçar
  3. Türkçe şeirlər Yazılmamış Mektuplar Ben hep seni sevdim öbür yanım, adını öğrenmeden Sarışın mı, esmer mi, uzun-kısa bilmeden Görmez mi, duymaz mısın, yoksa yürümez misin Benden kaç yaş büyüksün kundakta bebek Belki de doğmadın sen Düşünen beynin, seven kalbin yetti bana Seni çağırdı sesim Soydum giysilerini İNSAN çıktın ya içinden Gerisini boş ver dedim, gerisi resim, ötesi ten Seni sevmem için de görmem gerekmiyordu zaten Seni yazdım tüm kitaplara, düşünce hızımla doldurdum Yetmedi sayfalar Kim okudu ki bir satırını, hem okusa da ne anlar Burada olmasa da ölümsüzlükte, sonsuza dek birlikte Seninle olmak için Yüce Rabbime sözüm var Her yeni buluşumda eskiyeni Her eskide bir yeni Arkamdan getiremeyeceklerimde kendimi Tüketmeyeceğim “Benimle gelecekler”Beni sana iletiyor Orada bulabileceğim ümidi ve tesellisi Burada bulamamanın acısını hafifletiyor Sahi, sen var mısın, nerede diye sormuyorum artık Biliyorum, sen varsın, burada ya da orada Mutlaka bir yerde Her sevgide bir parça buldum senden Her sevgiden bir parça Herkesi toplayıp bir adam yapamadım ya Kardelen Yüreğim paramparça Bu yüzdendi hep seninle konuştuğum, seninle yaşadığım Yoksa kendim miydim sende aradığım Hayır, hayır sen beni de aştın Bende olmayan bir sürü özellik var sende, istemem, kalsın Ben, bu halimle bir dost bulamadım Ya sendekiler de eklenirse? Maazallah Mutsuz da olsam yaşamayı öğrendim Sanal Dünyalarında Ne tuhaf şu insanlar, ne tuhaf şu sıradanlar Kendilerini üzecek, sıkacak ne varsa hepsi kurallarında Yüce adaleti yargılıyor, eşitlik yok diyorlar Eşitlik olunca da en çok kendileri rahatsız oluyorlar Ve “Aranan şartlar tarifesi” diyorlar aşka Kim benim üstümde kural koyabilir ki Yaradan’dan başka İnsanlar her yaptığının karşılığını bekliyor Adına vefasızlık, nankörlük diyorlar Sonra da aksini iddia ediyorlar Sen bana kural koymuyor, güveniyor ve özgür bırakıyorsun Sitem etmeyi bile basit, sıradan buluyorsun Ben, seni sıradan davranışlardan arındırıldığın için sevdim Sana yazdığım mektuplar A Tipik bir vakıa Bir çözmeye kalksalar gör dünyanın halini, ütopya Yaşamaya değer ne kalır ki. İnsanlar eşit olur, yok olur savaşlar da Kendileri için dilediklerini başkaları için de dileyecekler Birbirlerine iftira atmadan sadece gerçekleri söyleyecekler İşte beni hayatta güldürebilecek iki neden Bu gerçekten mümkün mü, elle tutulup gözle görülenlerden Seni göz yaşlarımda sakladım, boğmadan yüzdürdüm Yazılmamış şiirlerimde, anlatılmamış efsanelerimde gezdirdim Varlığına inanarak, adını bile öğrenmeden sevdim seni, ya sen Sen beni bulmuş değilsin henüz Hem bulsan kaç parçaya böleceksin ki Hangi yanımı, hangi yanına koyacaksın Hangi dalımdan kaç yaprak koparacaksın Bana gerçek masalların ağlayacak Şu Kardelen Yüreğim de Senden daha güçlü olduğunu öğrenmekten korkacak Sevmek; uzaktan güzeldir öbür yanım Sevmek... Uzaktan güzel Aramızda ne varsa özel Böyle kalsın, mektuplarda Daha doğrusu, yazılmamış mektuplarda Sen ve Ben Yaşanmamış zamanlarda Sen ve Ben Sadece Rüyalarda Finalist
  4. Tüm forumdaşlarımın Ramazan Bayramını kutlarım.
  5. Ey Sevgili Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süregi Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layik olmasam da Uzatma dünya sürgünümü benim Aşkın bu en onulmazından koparıp Bir tuz bulutu gibi Savuran yüregime Ah uzatma dünya sürgünümü benim Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil Ayaklarimdan belli Lambalar egri Aynalar akrep melegi Zaman çarpilmis atin son hayali Ev miras degil mirasin hayaleti Ey gönlümün dogurdugu Büyüttügü emzirdigi Kus tüyünden Ve kus südünden Geceler ve gündüzlerde Insanliga anit gibi yükselttigi Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünüm benim Bütün siirlerde söyledigim sensin Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin Kuslar uçar senin gönlünü taklit için Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini Ey gönüllerin en yumusagi en derini Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda Çati katlarinda bodrum katlarindaGölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba Hep Kanlica'da Emirgan'da Kandilli'nin kursuni safaklarinda Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layik olmasam da Ey çagdas Kudüs (Meryem) Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha) Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda Köle gibi satildim pazarlar pazarinda Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda Verilmemis hesaplarin korkusuyla Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layik olmasam da Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünüm benim Ülkendeki kuslardan ne haber vardir Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir Sevgili En sevgili Ey sevgili Sezai Karakoç
  6. "Asil insanlar acılarını ulu orta göstermezler, bir utanç vardır asil insanlarda… Gururla gizlerler acılarını…" Balzac
  7. https://youtu.be/meoqdn21Gwo
  8. Türkiyem, Anayurdum, Sebebim, Çarem! Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye. Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye! O tezek topladığım kırlar, yaylalar... Başına oturduğum, yemek yediğim atandır. Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem... Taşına toprağına vurgunluğum bundandır... Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye. Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle. Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye! Bir Peygamber sofrasıydı soframız: Biraz tandır ekmeği, biraz çökelik... Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana Mecnunlar gibi üstelik. Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı Dizlerini döve döve ağlardı anam. Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan! Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm! .. İçiçe güzellik, uç uca kahır Yüreğimi bin parçaya bölseler Her parçası yine seni çağrışır. Yavuz Bülent Bakiler
  9. Baş köşeyi kim aldı, kime verdin? Bir bardak soğuk su gibidir onlar Ellerinin uzandığı her masada taş gibi bir çay. Bizim içtiğimiz çay da çaydır. Çarpık dudaklı, ezik gözlü allı mavili çaylar Şehirlerden çok güneş vardır o çaylarda O çaylar dağları bin parça eder getirir. Yaşamayı çağıl çağıl getirir. Dans eden bir kadının ayak bilekleri gibidir onlar Judy Garland gibi çay, kan gibi çay O çaylardan su içenlerin gözleri Benim çay bardağımda senin gözlerin olur Senin gözlerin sizin çay bardağınızda. Sezai Karakoç
  10. ‘Yaşı küçük’ deme; nice küçükler akıl almaz hileler kurarlar. ‘Yaşım büyük’ deme; nice büyükler beklenmedik büyük hatalar yaparlar.
  11. Турецкий Музыка Слова Здравствуйте, друзья Merhaba arkadaşlar burada Türkçe parçaların sözlerini paylaşacağım umarım beğenirsiniz. Sıla - Afitap Cam da kırık ah el de yarım Sus biz öldük arkadaşım Aramızda yok akl-ı selim Hapı yuttuk arkadaşım Bilen baksın şu falımıza Kaldık mı hacıya hocaya Kaç vadeye umut yazılı Halimize bak arkadaşım Haybeden kaybettik Heybeden çıkar sabrı Hatıradan mütevellit Kaldıramadık bu hesabı Cümle aleminden Gönül işlerinden Mevzu açma hüzünden Hüzünlüyüz afitap Cemali sözüyle Hissi celaliyle Gitgide anneme benziyorum afitap(x2) Sen hala düşün yaz köşesi Ay içim buz kış köşesi Millet döndü kırk köşeyi Biz enayi arkadaşım Uyku bize biz ona düşman Kim kaybetmiş sen bulucan Az şekerli bi kahve yap Sade içemiyorum afitap Haybeden kaybettik Heybeden çıkar sabrı Hatıradan mütevellit Kaldıramadık bu hesabı Cümle aleminden Gönül işlerinden Mevzu açma hüzünden Hüzünlüyüz afitap Cemali sözüyle Hissi celaliyle Gitgide anneme benziyorum afitap Oğuzhan Koç - Bulutlara Esir Olduk Yine yaz bitti Biz göremeden güneşi Bulutlara esir olduk Kararıp gitti, yıllarım bilemeden neşeyi, Büyük sandıklara koyduk Gelen olmadı yerine... Kimse sormadı yüreğinde bu koca boşluk niye? Ah.. inen olmadı daha derine Ki ben yormadım ben bu rüyayı Birgün bile gidebileceğine Yokluğunda yine yüz çevirdim aşka Güz geçirdim onca yaprağım sarardı soldu Sonbaharın sonunda bahar yok artık Yağmuru vurunca derde dert oldu Rüzgarı vurunca derbeder oldum Nen Kaldı - Ahmet Aslan Parsel parsel eylemişler dünyayı Bir dikili taştan gayrı nem kaldı Dost köyünden ayağımı kestiler Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı Padişah değilem çeksem otursam Saraylar kursam da asker yetirsem Hediyem yoktur ki dosta götürsem İki damla yaştan gayrı nem kaldı Yiğit geçinenler namert çıktılar Sonra ettiğine pişman çıktılar Eski dostlar bize düşman çıktılar Birkaç tane itten gayrı nem kaldı Mahzuni Şerifim çıksam dağlara Rastgelsem de avcı vurmuş marala Doldur tüfeğini beni yarala Bir yaralı döşten gayrı nem kaldı
  12. Gözünde yaş olmayanın gönlünde merhamet olmaz 

  13. MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek… Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller Sezai KARAKOÇ
  14. Bu parça sana gelsin Mistik@ Bende özledim ben de Resmin var şu an elimde Sana koşmak isterim Derman yok dizlerimde Ne kadar çok Aşka intizar eden Kimi çok seviliyor Kimi yoksun sevgiden Sen orada ben burada Bir şey gelmez elimizden Sen orada ben burada Bende özledim bende Canımdasın dilde değil Bu haykırış elde değil Bırakıp da giden sensin Bunun suçu bende değil Yavrunun anası gibi Sevenin sevdası gibi Derdimin dermanı gibi Ben de özledim bende.
  15. Mutlu olanlar... 

    anlamli-sozler-yeni-resimli-indir_59781099.jpg

  16. "Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kez kafamı çevirsem de o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına. "sigara versene" dedi hemen. Sigarayı uzatırken "neden buradasınız?" demiş bulundum. Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur."İyi günler" dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. "Belkide yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim adam deli işte!" diye geçirdim içimden. "Sen neden burada değilsin?" diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi...Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; "Sen neden burada değilsin ? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissettirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin ?" Delilermi yatmalı akıl Hastanesi'nde yoksa onları deli edenlermi.?